Merhaba ben Kübra. ESC ile Romanya’nın Craiova şehrine geldim. Bugün 26.günüm ve buraya alıştığımı fark ediyorum. İlk gün Bükreş Otopeni havaalanına indiğimde ben ne yapıyorum dedim kendi kendime. İlk şoktan sonra trenle Craiova şehrine geldim. Trenden inince beni ev sahibi kuruluşumuzdan biri karşıladı ve yaşayacağım eve getirdi. Sonrası biraz kendini sorgulama biraz alışmaya çalışma ve çokça Türkiye ile kıyaslama yapmakla geçti. Yemeklerimizin ne kadar güzel olduğunu kendime ne kadar tekrar ettim bilmiyorum. :)
Zamanla güzel günler geldi tabi ki. İlk haftadan sonra burada tek başıma olduğumu ve bunun benim ne kadar çok istediğim bir tecrübe olduğunu hatırlattım kendime. Başka bir ülkede hiç tanımadığım kişilerleydim. Zamanla tanımadığım insanlar en yakın arkadaşlarım oldu iyi ki geldim dedim.
Döndüğüm zaman çok güzel anılarım olacağını biliyorum. Bu yazıyı okuyan her kimsen yurtdışına çıkmayı, kendi ayakların üstünde durup yeni tecrübeler edinmeyi istiyorsan sende AGH yapmalısın. Ben yurtdışına çıkmayı çok istemiş ama çeşitli nedenlerle bunu başaramamış biriyken şimdi buradayım ve mutluyum. Bu yüzden gönderici kuruluşa teşekkürler. Eğer gerçekten istersen ve sabretmeyi az çok öğretmişse hayat sana, isteğinin gerçekleştiğini görebilirsin. Sabredebiliyorsan hayat sana bir armağan veriyor. Önce sınıyor, test ediyor, önüne türlü zorluklar çıkarıyor ama sonra sen her şeyi boş verdiğin zaman geliyor sana tüm istediklerin. Hayat ve zaman benim bildiğim en iyi öğretmenlerdir. Kim sana ne kadar anlatırsa anlatsın, yaşamalısın!

Eğer öğrenmek, adım atmak istiyorsan kendi yolunda sana tek tavsiyem yaşa! Ben de öyle yapıyorum. Yaşamaya çalışıyorum. Hayatın güzel yanlarını görmek için, öğrenmek için, herkesi tanımak için ama en çokta kendimi. Bence herkes çocuktur. Evet sende çocuksun. Öğrenmeye açsın ve öğrenmeyi ne kadar istediğin çok önemli. Büyümek senin istediğinin dışında bir olgudur ama nasıl büyüdüğün sana kalmıştır. Nasıl bir yetişkin olmak istiyorsun düşün. Büyürken algının genişlemesi için yaşadığın alandan uzaklaşmalısın bu konuda AGH mükemmel bir fırsat. Herkese tavsiyemdir.

Umarım hayatın seni tatmin edecek mutluluklarla dolu olur.

Kübra YemlihalıoğluESC Gönüllüsü

Selamlar,
Ben Selahattin. 19 yaşındayım ve ESC projesine Kayseri’den katılıyorum. Katıldığım projenin amacı gelecek sene (2019) Avrupa’da bir seçim düzenlenecek ve bu seçime gençlerin katılması için, demokrasiyi daha iyi anlamaları ve oy vermenin ne kadar önemli bir şey olduğunu anlatmak, amacıyla katıldım.

Projeye katılmadan önce tek başıma yurtdışı maceram olacağı için çok heyecanlıydım. Bükreşe indiğimizden beri her tarafımız yabancı insanlarla dolu ve tek başımızaydık. Proje Koordinatörümüz Adrian Bey bizi karşıladığında enerjisi yüksek, sosyal bir insan olduğunu anlamıştım. Kalacağımız yer Bükreş’e yaklaşık 40-50 dakikalık mesafedeydi ve vardığımızda Koordinatör yardımcımız Yasemin hanımla tanıştık. Neyse ki Türkçe biliyordu ve çok yardımcı oldu. :) Adrian Bey ve Yasemin Hanım, Gerek proje hakkında gerekse de şehir ve Romanya hakkında bizi bilgilendirdi. Kaldığımız yer, projemizin amacı gereği Liceul Tehnologic “Cezar Nicolau” adlı okulun yurduydu ve beğendim. Gece vardığımız için odalarımıza yerleşip uyuduk ve şehre diğer gün çıktık. Gün aydınlanıp şehre çıktığımızda ortamı, insanları görmeye ve keşfetmeye daha da heveslendim.
Bükreş’in mimarisini ve düzenini sevdim. Burdaki insanların yüzlerini Türk insanlarına fazla benzetiyorum bu yüzden ilk başlarda garipsiyordum ama alıştım. :D Avrupa’nın genelinde kebap ve döner yemek kültürü olduğu için dışarda yemek yeme konusunda çok yabancılık çekmiyorum. 2 haftalık bir boşluğumuz vardı projeye başlamadan önce ve şehri doyasıya gezdik. Bükreşe gelecek arkadaşlar için oldtown’u gezmenizi öneririm. Güzel kafeler, restoranlar, mimari yapılar, müzeler ve parklar var.(Çoğu yer instagramlık ;) 1 ayı sonunda bitirebildik ama nasıl geçtiğini anlayamadım. Burda eğlendiğimiz için zaman hızlı akıyor… 2 haftalık boşluğumuzdan sonra öğrencilerle aktivitelerimiz başladı. İlk haftayı geride bırakmamıza rağmen öğrencilerle çok eğlendik Rumence öğrenip Türkçe öğrettik. Karşılaştığımız insanların ve öğrencilerin genel olarak çoğu İngilizce bilmiyorlar. Bu, iletişim kurmak için başlarda bir engeldi ama onların dillerinden bi şey öğrenip çevirisini Türkçe öğrettiğinizde iletişimi çok daha rahat kurabiliyorsunuz. En kötü beden diliyle hallediyorum. :) Buraya geldiğimden beri hayatımda fazlasıyla bi şeyler değişti gerek genel kültür gerek dilim açısından gerekse de kişilik açısından. Buraya gelecek arkadaşlar adına çok mutluyum. 1 ayın sonunda iyi anılar biriktirdim, umarım bu şekilde devam eder. Kendinize iyi bakın.

Selahattin İçerESC Gönüllüsü

Romanya’dan merhaba,

Yurt dışına çıkma isteği olan biriydim ve bu fırsatı ilk ESC gönüllülük programı ile hayata geçirme şansı yakaladım.

Romanya’da, bilmediğim bir kültürün içinde bir aydır yaşıyorum ve bu sürece adapte olmak hiçte düşündüğüm gibi zor olmadı konakladığımız yurtta bizim için düşünülmüş farklılıkların olması beni çok memnun etti. Projemiz kapsamındaki programdan dolayı Braneşti’deki lise öğrencilerine oy kullanmanın önemiyle ilgili bilgilendirme yapıyoruz ve bu sırada biz kendi kültürümüzle ilgili şeyleri öğretiyoruz onlarda bize Romen kültürüyle ilgili şeyler öğretiyor bu süreçte tabi çok eğlenceli zamanlar geçiriyoruz. Yurdumuz, okulla aynı kampüsün içinde bu yüzden ulaşımla ilgili sıkıntımız olmuyor okuldaki programımız bitince hemen okulun önündeki duraktan genelde Bükreş’e gidiyoruz. Bükreş’te Old Town’da çok hoş atmosferleri olan birçok kafe var ve havada biraz soğuksa buralardan birinde şehrin ışıklarına bakarak çok güzel kahve keyfi yapabilirsiniz. Tatil günlerimizde Romanya’nın farklı şehirlerini keşfetmeye çıktık ve şimdilik Bükreş, Braşov ve Cluj’u gezebildik. Bu şehirlerin ortak özelliği ise mükemmel ve tarihi bir mimarisi olması.

Romanya’daki gönüllülük projemizin süresi iki ay ve bir ayı bitti bile burada zaman çok hızlı geçiyor eminimki kalan bir ay daha hızlı geçecek.

LA RAVEDERE ESC AİLESİ

Burcu KURTESC Gönüllüsü

-Erasmusa mı gittin?

+Erasmus plus diyelim…

-Plus olunca ne oluyor?

Hem bu konuya açıklık getirir hem de programa katılırken imzaladığım sözleşme gereği bu blog yazısını ele almış olurum.

Her şey dil okulu aramaya başladığımda oldu,

”Aramaya başlamak”

İstediğiniz bir şeyin başlangıcı için bir adım atmış olsanız dahi fırsatlar size adım adım koşabiliyor.

En zor kısmı, vize işlemleri için belge toparlamak. Neyse ki gönderen kurum programa katılmaya karar verdiğiniz andan itibaren adım adım ne yapmanız gerektiği bilgisini size mail yoluyla aktarıyor, tabi yeşil pasaportunuz varsa bunlara gerek yok.

”Ne yapacağız, nasıl olacak? ” derken gün geliyor ve tüm bu düşüncelerin yorgunluğuyla kendinizi uçakta buluyorsunuz. Benim projemin kabul edildiği ülke Romanya. Programda gideceğiniz ülkeleri seçme şansınız var ama her projenin kabul olduğu ülke ve tarih farklılık gösterdiği için ona göre ayarlamanız gerekiyor.

1.5 saat süren uçuşumuzun sonunda Otopeni havaalanına iniş yaptık. Türkiye’den aynı proje içinde yer alan 8 kişiyle yolculuğu birlikte yaptığımız için, bir nebze ‘inince ne olacak?’ korkusu bende hafiflemişti.

Bükreş Otopeni Havaalanı

Havaalanı normal, normalden biraz daha küçük geldi bize. Bizi karşılamak için mentorümüz Adrian geldi ve bizi aracıyla kalacağımız yerin bulunduğu Braneşti’ye götürdü. Kısaca kendimizden bahsedip tanıştık. Hepimizin bildiği o genel ingilizcemizin en çok işe yaradığı yer bu kısım, sonrası sizin gerçekten ne bildiğinize bağlı. Adrian, ulaşım bilgileri, ofiste buluşma saati ve programla ilgili bizi bilgilendirip konakladığımız yerden ayrıldı.

European Voluntary Service

Ofiste Bükreş’le ilgili ulaşım, yiyecek içecek ve yapabileceğimiz aktiviteler hakkında bilgilendirildik. Programın nasıl ilerleyeceği hakkında bilgi aldık. Ofis dışında konakladığımız yerde grup arkadaşlarımızla hem proje için çalışabileceğimiz hem de birlikte zaman geçirebileceğimiz fazlaca vaktimiz oldu.

Hiç tanımadığınız insanlarla ortak yaşam alanı ve çalışma alanı paylaşmak, grup çalışmasının, fikir alışverişinin, iletişim kurabilmenin önemini en iyi şekilde kavrayabileceğimiz mükemmel bir deneyim.

Romanya’daki gençleri Avrupa Parlementosu hakkında bilgilendirdik. Bunu yaparken ingilizce dışında farklı iletişim becerilerinden faydalandık. Bizim kültürümüzü tanıtma fırsatı bulurken onlarınkini de tanıdık. Yemeklerimize, televizyon dizilerimize, sanatçılarımıza ve futbolcularımıza meraklı bu gençlerle vakit geçirirken oldukça eğlendik diyebilirim.

Yurt dışında en büyük sorunumuz belki de ne yiyeceğimizi düşünmek. Bükreş’te Türk lokantaları var ama uzun süre kaldığınız zaman her gün döner yemeyi bünyeniz istemiyor. Bu lokantaların en güzel yanı çay ve Türk kahvesi bulabilmek. Ama yiyecek bir şey illa ki bulunur önemli olan kiminle yediğiniz deyip duygusala bağlamak isterim. Zira grup arkadaşlarımla çok nezih sayılmayan ama alıştığımız küçük mutfağımızda hazırladığımız ve bahçede yaptığımız her kahvaltı çok keyifliydi.

Eğer kalabalıksanız başta grup şeklinde olmak size güven verir fakat ilerleyen zamanlarda survivor adası misali kartlar yeniden dağıtılır. En büyük şansım öyle bir gruba denk gelmemek oldu. Kaldığımız süre boyunca bir aile olduk. Tanıdığımız her insanın bir nedeni olduğuna inanırım.

EVS’in bana en büyük katkılarından biri de bu diyebilirim.

Son olarak;

Erasmus-plus okulunuzun öğrenci değişim programına dahil olabileceği gibi üniversitenizden ayrı da katılabileceğiniz bir program. Ayrıntıları için linkini bırakıyorum, siz de deneyin :)

http://www.ua.gov.tr/programlar/erasmus-program%C4%B1/gen%C3%A7lik-program%C4%B1

Sena YalçıntaşESC GönüllüsüDozunda okumalar...